Haberler

İbrahim Dölen Xsights Röportaj

İbrahim Dölen, Dünya Otomotiv Konferansı İçin Röportaj Gerçekleştirdi.

Otonom sürüş teknolojisi sizi nasıl heyecanlandırıyor, bu teknolojinin lojistik sektörü üzerindeki etkileri sizce nasıl olacak?

Sürücüsüz araç teknolojisi yalnızca kurumsal dünyaya değil, gündelik hayatın da pek çok alanına dokunuyor ve iyileştirmeler sağlıyor. Bunların başında da yaya ve trafik güvenliği ile çevresel faktörler geliyor.

Otonom araçlar otobanda öngörülü şekilde çalıştığı için %39 oranında yakıt tasarrufu sağlanabiliyor. Sürücüsüz araçların sahip olduğu diğer teknolojilerle de birleştirildiğinde karbondioksit salınımında %60’a varan bir düşüşten bahsediyoruz. Borusan Lojistik olarak yaptığımız tüm çalışmalarda çevreye ve doğal hayatın korunmasına büyük bir özen gösteriyoruz, dolayısıyla bu konunun bizim için önemli bir gelişme olduğunu söyleyebilirim.

Otonom araçlar, lojistik sektörü açısından bir dönüm noktası. Molaya ihtiyaç duymayan ve 7/24 çalışabilen araçlardan bahsediyoruz; bu da özellikle nakliye planlama tarafında çok büyük avantajlar sağlıyor. Borusan Lojistik olarak, Türkiye otomotiv sektöründeki en büyük üreticilerin milkrun taşımalarını gerçekleştiriyoruz. Her gün, yüzlerce farklı tedarikçiden otomobil fabrikalarına belirli zaman aralıklarında belirli parçaların taşınması gerekiyor. Mola zorunluluğu olmayan otonom araçlar ile bu tip operasyonların çok daha verimli bir şekilde daha az araç sayısı ile tam zamanlı olarak yönetilebilmesi mümkün olacak. Araçlardaki izlenebilirlik ve uzaktan yönetilebilirlik özellikleri de Endüstri 4.0 ve Internet of Things alanlarında süreçlerin çok daha entegre olarak ilerlemesini sağlayacak. İnovasyona özel önem veren bir şirket olarak bu da bizi ayrıca heyecanlandırıyor.

Aynı zamanda, Otonom sürüş teknolojisinin getireceği trafik ve yaya güvenliğinden de bahsetmek lazım. Bu konuda alınan tüm önlemlere ve gösterilen özene rağmen maalesef her yıl TIR’ların karıştığı pek çok trafik kazası meydana geliyor. Otonom araçlarla birlikte bu konuda da çok ciddi iyileşmeler olacağını söyleyebiliriz.

Sürücüsüz araç teknoloji endüstrisi yılda ortalama %16 oranında büyüyor. Bu büyümeyle sürücüsüz araç teknoloji endüstrisinin 2025 yılında piyasada 1.2 trilyon dolarlık bir piyasa değerine ulaşması bekleniyor. Borusan Lojistik olarak bu teknolojinin Türkiye’de kurgulanması ve hayata geçirilmesi konusunda öncü rol üstlenmeyi planlıyoruz.

E-lojistik hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz? Bu alanda Borusan Lojistik olarak planlarınızdan bahsedebilir misiniz ?

Günümüzde internet bilgi anlamında, gerek bireylere gerekse kurumlara dünyanın dört bir yanına sınırsız erişim olanağı sunmaktadır. Bu gelişmeye paralel olarak e-ticaret, başta özel sektörde olmak üzere hızla büyümektedir. Diğer taraftan lojistik firmaları da bu yeni trende ayak uydurmak zorundadır. Çünkü teknolojik gelişmeleri takip ederek ve işletme faaliyetlerinde teknolojik uygulamalara yer vererek rakiplerinden bir adım önde olabilirler. 

Hızlı büyüyen bu sektörde doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda bulunmasını e-lojistik anlayışı ile sağlayabiliriz.

Borusan Lojistik olarak inovasyon ve dijital dönüşüm temelli ArGe çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Fark yaratan ve fayda sağlayan şirket yaklaşımı ile hareket ediyor; dijitalleşme çözümleriyle tüm iş yapış şekillerini ve bakış açılarını dönüştüren bir hizmet sunmayı amaçlıyoruz.

Bu dijitalleşme vizyonu paralelinde 2013 yılında Borusan Lojistik içerisinde yeni ürün, yeni hizmet fikri olarak eTA (etaşımacılık.com) projesini hayata geçirdik.

eTA fikri “Ben nasıl olur da kamyoncular arasında bir network kurarım? Türkiye’nin her noktasında onlara iş önerecek kadar zengin bir iş platformu oluşturabilir miyim?” sorularından çıktı. Bir tarafta yükü olan KOBİ’lerimiz var, diğer yanda ise bunları taşımak isteyen bireysel kamyoncular. eTA ile oluşturduğumuz network ile KOBİ ve kamyoncuları buluşturduk.

Kamyonların sürekli hareket etmelerini sağlayacak iş fırsatları yaratıyor ve taşımacılığı verimli hale getiriyoruz. Böylece zaman ve paradan tasarruf sağlayarak fiyat avantajı yaratıyoruz. Bu avantaja dinamik fiyatlama alt yapısı ile desteklenmiş online web sitemiz üzerinden hızlı fiyatlama ve kolay satın alma ile yalın bir süreç içinde hemen ulaşılmasını sağlıyoruz. Diğer bir deyişle, KOBİ’ler hiçbir ücret ödemeden yüklerini taşıyacakları güvenilir, sigortalı, 7/24 izlenebilen bir nakliye hizmetini en iyi fiyata alıyor. Ücretsiz olarak eTA üyeliğine katılan kamyoncu esnafı da ödemelerini zamanında, güvenli bir şekilde ve istedikleri noktalardan alıyor. Ayrıca dönüş yükü planlaması yapılması, hatta daha yoldayken kamyoncular için geliştirdiğimiz eTA mobil uygulaması üzerinden bir sonraki işlerini tercih ederek düzenleyebilmeleri gibi kolaylık getiren hizmetlerden de faydalanıyorlar.

Biz eTA (etaşımacılık.com) olarak taşımacılıktaki dijital devrimin öncüsüyüz, kategori ismi olarak da e-taşımacılığın bayraktarlığını yapıyoruz. Fayda yaratmak için yola çıktık ve teknolojik gelişimlerin sektörümüze adaptasyonlarını yaparak bunu bugün de gelecekte de devam ettireceğiz.

Paylaşım ekonomisi hakkındaki görüşleriniz  ve bunun lojistik sektörüne etkileri hakkındaki düşünceleriniz alabilir miyiz?

Paylaşım ekonomisinin en önemli getirisi yüksek bedellere yapılan yatırımların atıl kalan kapasitesinin anlık ihtiyaçlara yönelik olarak pazar yeri platformlarında ihtiyaç sahipleriyle buluşturulmasıdır. Bu sayede yatırımda yüksek kapasite kullanım seviyelerine çıkarılarak artan ROI değerlerine ulaşılabilmektedir. Burada yatırım ana ihtiyaç sahibi bir  şirket tarafından yapılıp diğer piyasa oyuncuları tarafından boş kalan kapasitesi tüketilebildiği gibi, çok ortaklı bir sermayeyle yapılıp üyeler (ortaklar) tarafından ihtiyaca yönelik de paylaşılabilmektedir. Üzerinde biraz düşünüldüğünde kapasite kullanımının maksimize edileceği farklı iş birliği (paylaşım) modelleri de yatırımın/hizmetin tipine göre çeşitlendirilebilmektedir.

Dünya bir kaç senedir tüketiciye yönelik paylaşım ekonomisi modelleri ile çalkalanıyor. Uber, Airbnb, Zipcar ve diğerleri gösterdikleri hızlı büyüme ve şirket değerlemeleriyle (Uber için 62 milyar $...) yeniçağın öncüleri oldular. Ayrıca paylaşım ekonomisi modelleri B2B dünyada da kendini göstermeye başladı, lojistik (depolama alanı paylaşımı) ve iş makinası kiralamada flexe.com ve yardclub.com yurtdışı örneklerden ilk akla gelenlerdendir.

Türkiye’den bir B2B paylaşım ekonomisi örneği olarak Ankara OSTİM'de küçük yatırımcıların üretim tegâhlarını zim makine satarsınız, makine satışından sonra servisini yaparsınız. Ama şimdi model o değil, makine satmak değil aslında makine parkuru oluşturulup saatlik, günlük, haftalık, aylık kiralama şeklinde paylaşım ekonomisi kullanılan bir model üzerinde çalışılmasını örnekleyebilirim.

Türkiye’deki lojistik sektörü de önümüzdeki dönemde belirli türdeki talepleri yerine getirebilmek, potansiyel olarak ek nakit yaratmak, sağlayı- cıya bağımlılığı minimize etmek ve fiyatları piyasa fiyatları ile hizalayabilmek için paylaşım platformuna geçecek.

Biz bu paylaşım platformunu az önce bahsedildiği gibi eTA ile sağlıyoruz; Kamyoncu esnafının en büyük sorunlarından biri de dönüş yolunu yüksüz bir şekilde, boş geçirmesidir. TÜİK istatistiklerine göre bu boş yol oranı %30’lardadır. Biz, eTA ile sunduğumuz bu model sayesinde kamyoncuların boş yol oranlarını en aza indirmeyi hedefliyoruz.

Elektronik ağımız içerisinde yer alan üye 80.000 kamyoncu esnafımızın dönüş yükü arayışında zaman ve para kaybının önüne bir anlamda paylaşım ekonomisiyle geçmiş oluyoruz. Sistemimizde yer alan 9.000‘imizin anlık taleplerini kamyoncu portföyümüzle buluşturuyoruz. Mevcut ekonomik çevrimde, sınırları- na yaklaştığımızı düşündüğüm verimlilik hedeflemelerinde paylaşım ekonomisinin iş dünyasına yeni bir soluk getireceğine inanıyorum. Bu kulvarda güncel dijital teknolojiler kullanacak Türk girişimcileri için değerli fırsatlar görüyorum.

Son olarak, otomotiv sektöründen beklentileriniz nelerdir?

Otomotiv sektörü diğer sektörlerle olan bağlantılarıyla ekonomik büyüme üzerinde yüksek çarpan etkisine ve katma değere sahiptir. Çok sayıda sektörle yüksek seviyede bağlantısı olan otomotiv sektörü, sektörde oluşan bir sorunun diğer sektörlere hızlı bir şekilde yansıyabilmesi sebebiyle stratejik öneme sahiptir. G7 ülkelerinde otomotiv sektörünün toplam ekonomik faaliyetteki hem direkt hem de dolaylı etkileri bir arada ele alındığında, ortalama olarak, sektördeki 1 dolarlık katma değer artışının toplam ekonomiye 3 dolarlık katma değer artışı sağladığı hesaplanmaktadır. Küresel otomotiv üreticileri yükselen pazarlara yönelik olarak gerek doğrudan yatırımlar yaparak gerekse diğer yerel firmalarla stratejik birleşmeler yoluyla üretim merkezlerini talep merkezlerine doğru kaydırmakta, bu kapsamda otomotiv’in global ticaretten aldığı pay azalmaktadır. Böylelikle ana sanayide üretim, pazara yaklaşırken değer zincirinde parçalanmalar meydana gelmekte ve değişik ülkelerde üretilen parçalar bir başka ülkede sistem tedarikçisinde birleştirilerek montaj ülkesine gönderilmektedir. Bu sebeple daha çok üretim yapan globalde daha çok montaj payı almaya çalışan bir ülke konumunda olunmalıdır.

Yukarıda de belirtildiği gibi hızla gelişen, büyüyen ve yükselen pazarlara yakın olma yönünde bir seyir sergileyen otomotiv sektörünün bu hedefe ulaşması noktasında en büyük katkıyı sağlayacak olan inovatif bir tedarik zinciri yönetimi sunan, tam zamanında müşteri beklentilerini karşılayan, dijitalleşen bir sektör olarak lojistik sektörü gelmektedir. Hem üretim ve montaj malzemelerinin tedariki süreci hem de bitmiş araç lojistiği süreçlerinde merkeze verimliliği ve müşteriyi alan yaklaşım otomotiv sektörünün temel ihtiyacı olacaktır.

İbrahim Dölen Xsights