Haberler

LHT Dergisi

Borusan Lojistik, dijitalleşmede fark yaratıyor

Küreselleşme ile artan karmaşık ağlar, müşterilerin beklentilerindeki artan çeşitlilik ve müşterilerin isteklerindeki değişimlere hızlı ve etkin bir şekilde uyum sağlamak için tedarik zincirlerinin dijitalleşmesi artık kaçınılmaz oldu. İnovasyon ve dijitalleşme konusuna önem veren ve bu konuda çok aktif olan Borusan Lojistik, müşteri ihtiyaçlarına dijital platformda çözüm sağlıyor. eTA ve Bukoli olmak üzere iki dijital projeyi şirketleştiren Borusan Lojistik, dijital projeleri ile doğru ve hızlı karar alınmasına öncelik ediyor

Yakın bir zaman önce Borusan Lojistik genel müdürü görevini devr alan İbrahim Dölen ile bir araya gelerek, firmanın dijitalleşme konusu başta olmak üzere yaptığı yatırımları üzerine konuştuk. Uzun zamandır sektörün içinde olan İbrahim Dölen, sektörle ilgili olarak da çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Borusan Lojistik Genel Müdürü görevini devr aldığınızdan bu yana neler yaptınız? Hedeflerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Borusan'da çok eski dönemden beri hep 5 yıllık planlarla çalışıyoruz ve şu anda da 5 yıllık planın ortasındayız. Bu anlamda baktığımızda çok şey değişmedi. 560 milyon dolar cirolu ve yaklaşık 2 binin üzerinde müşteriye hizmet verdiğimiz bir organizasyonun bugünden yarına değişmesin, beklememek gerekiyor. Çünkü müşterilerin tedarik zinciri içindeki yeri ile ilgili çok fazla değişiklik yapma şansınız yok; ama geleceğe yönelik olarak süreci sorgulayıp, tekrar ele alıyoruz. Geçen yıl kurda yaşanan dalgalanma ve arkasından bu sene yaşanan siyasi gelişmelerin bizi ne kadar etkliyeceğini değerlendirmeye çalışıyoruz. Stratejilerimizde mutlaka değişiklikler olacak, şu an onları planlama aşamasındayız.

Ülkenin içinde bulunduğu siyasi-ekonomik koşulları göz önünde bulundurduğunuzda, sektöre yansıması nasıl olacak?

Sektörün zor bir dönemden geçtiğini düşünüyorum. 2009 krizi sonrasında ciddi anlamda yavaşlama oldu. Arkasından da beklenen büyümenin gerçekleşmemesi dünyadaki tüm lojistik firmalarını olumsuz etkiledi ve bu etkileri lojistik sektörü hala yaşıyor. 2007-2008'de dünyada lojistik dışındaki hemen hemen her sektörde çok ciddi yatırımlar yapıldı. Bu yatırımlar, dünyadaki her konudaki arzı ciddi şekilde arttırdı. 2009 ekonomik krizi, dünyadaki düzeni alt üst etti. Özellikle talep bir anda düştü ve o günden bu yana dünya ölçekli lojistik firmalarının çok ciddi anlamda zorlandıklarını görüyoruz. Bunun en güzel ve en bilinen sonucu denizcilik sektöründe ortaya çıktı. Şu an lojistik sektörü hala bununla uğraşıyor. Türkiye'de yaşananların lojistik sektörü üzerindeki etkilerinin ne olacağını öngörmek şu an için kolay değil. Bizim rakamlarımıza göre iç talepte küçük bir daralma gözüküyor. Türkiye’yi yolundan çıkaracak bir daralma değil, kolaylıkla atlatılacak gibi görünüyor. Krizlerin hepsini yaşamış bir yönetici olarak, Türkiye'de son dönemde yaşanılanları aşılmış bir kriz olarak görüyorum. 2009 krizinden denizcilik sektörünün çok olumsuz etkilendiğini söylediniz. Kar getiren taşımacılık modu hangisi peki, özellikle Borusan Lojistik açısından?

2008 yılı öncesi karlılıklar artık hiçbir iş kolunda yok. Bu hangi sektöre giderseniz gidin karşınıza çıkıyor. Borusan Lojistik olarak kendimizi sektörde daha şanslı görüyoruz. Biz de kar marjlarımızı kaybettik; ama özellikle şirket içinde yaptığımız çalışmalarlarla bu kayıplarımızın pek çoğunu geri kazandık. Komple zarar eden bir faaliyet alanımız yok; ama hepsinin değişik olaylarda katkısı söz konusu.

Sizce lojistik sektöründe daha iyi konuma gelebilmek için neler yapılması gerekiyor?

Bizim burada yapmaya çalıştığımız aslında iki tane farklı stratejimiz var. Bir tanesi, ölçeğin önemli olduğu iş alanlarında ölçeğimizi sürekli olarak arttırmak, bir diğeri ise verimlilik ve dijitalleşme üzerine duruyoruz. Hangi süreçlerimizi daha dijital hale getirebiliriz ve bunu müşterimize ne kadar yansıtabiliriz? Bunun üzerine çalışıyoruz. Mümkün olduğu kadar emeği azaltarak, daha doğru ve daha hızlı karar alınmasına yardımcı olmak. Şu an üzerinde zaman harcadığımız konu bu.

Dijitalleşme konusunda yatırımlarınız var mı? Bununla ilgili somut bir girişim oldu mu?

İnovasyon ve dijitalleşme konusunda çok aktifiz. Mevcut yapmış olduğumuz işlerin dışında müşteri ihtiyaçlarından yola çıkarak müşteri ihtiyaçlarını dijital platformda, dijital çözümlerle bugünden farklı nasıl yapabiliriz konusunda çalışıyoruz. İki tane projemizi şirketleştirdik. Bir tanesi eTA. Şu an geldiği yer itibariyle her ay yüzde 15 büyüyen, yıl sonunda da 20 milyon dolar ciroya ulaşacak olan bir yapıdan söz ediyorum. Küçük esnafla, kamyoncuyu elektronik ortamda buluşturuyor. Çok başarılı bir gelecek eTA’yı bekliyor. Mevcut müşterimizin ya da sektördeki verimsizlikleri ortadan kaldırabileceğimiz bir dijital yapı kurabilir miyiz sorusuyla başlayan bir oluşum. Bir diğeri ise, geçen sene başlattığımız Bukoli projesi. Bukoli ise, internetten aldığınız ürünlere zaman ve mekan esnekliği ile ulaşabileceğiniz yeni ve güvenilir bir teslimat modeli. Geleneksel kargo hizmetlerinde siparişlerinizi teslim almak için seçeceğiniz ev ya da iş adresinizin yerine, bu modelde Bukoli noktalarını seçiyorsunuz. Bakkal/market, telefon ve telefon aksesuarları satan iletişim noktaları, kırtasiye, çiçekçi, petshoplar artık aynı zamanda Bukoli noktası olarak da hizmet veriyorlar. İnternet alışverişini yapan kullanıcı kendisine en yakın teslimat noktasını seçerek, siparişinin bu noktaya teslim edilmesini sağlıyor. Sonrasında da ister hafta içi mesai sonrası ister hafta sonu seçtiği Bukoli noktasına geçerken uğrayıp ürününü teslim alabiliyor. Bukoli, Nisan ayı itibariyle şirketleşti. Şu an birçok elektronik ticaret firmasının çözüm ortağıyız.

Lojistik konusunda çözüm arayan müşterilerinizin nelere dikkat etmesi gerekiyor ?

En önemli konu, müşterilerimizin sorunlarını ve sorunlara yaklaşımını çözümün hizmet sağlayıcısı tarafından doğru algılanıp algılanmadığından emin olmak gerekiyor. Çünkü gelmiş olduğumuz noktada, pek çok firma belli bir ürünü belli bir zaman içerisinde götürebiliyor. Sorun sadece bugünki ihtiyacı karşılamak değil, müşterilerimizin rekabet ortamında yaşadıkları ve yaşayacakları sıkıntılara bugünden çözüm yaratabilmek için farklı bakış açıları da sunabilen tedarikçilerle çalışabilmesi daha doğru oluyor. Biz bu şekilde yapmaya çalışıyoruz. Müşterimizin ihtiyaçlarına yönelik, gelecekte ortaya çıkabilecek sıkıntıları birlikte çözebilmek için ortak projeler yapıyoruz.

2 binin üzerinde müşteriniz olduğunu söylediniz. Müşterileriniz ağırlıklı olarak hangi sektörden?

Çalışmadığımız bir sektör yok. En etkin olduğumuz otomotiv sektörü. Demir-çelik, hızlı tüketim, tekstil ve dayanıklı tüketim ürünleri sektöründen müşterilerimiz daha çok.

Sizce en zor olan hangi sektör? 

En zor demek doğru değil. Daha çok planlamanın gerektirdiği sektör dersek, otomotiv sektörü öne çıkıyor. Şu an pek çok otomotiv firmasının ve aynı zamanda dayanıklı eşya sektörünün günlük üretilen yedek parçalarının tedarik işini yapıyoruz. Burada anlık yapacağınız bir planlama ile problem olduğu zaman bunu çözüyor olmanız gerekiyor. Ama her sektörün kendine özgü zorlukları bulunuyor. Hızlı tüketim sektörüne bakıldığında, hem Türkiye çapında teslimat lokasyonunun çokluğu hem marketlere mal tesliminde yaşanan sıkıntılar var. Borusan Lojistik açısından işin içine ne kadar mühendislik çözümleri katabiliyorsak, rekabette de farkımızı daha rahat ortaya koyabiliriz.

Sektörde en çok hangi alanda rekabet söz konusu ?

Uluslararası taşımacılık sektörü rekabetin en çok yaşandığı alanlardan bir tanesi. Türkiye'deki araç sayısı, uluslararası taşımacılık yapan araç sayısı ve Türkiye'de yerleşik araçların toplamına baktığınız zaman Avrupa’nın toplam aracı kadar araç var. Bu inanılmaz bir kapasite.

Nakliye süreçlerinizi nasıl organize ediyorsunuz? Örneğin, yükün geçeceği güzergah nasıl planlanıyor? Taşıma sürecinde müşteriye ne tür geri bildirimler yapılıyor?

Her işi yaparken bir taahhüdümüz var. Müşterilerimizin bizden bilgi alma ihtiyacına göre onlara çözümler sunuyoruz. “Ürünüm hangi araçta ve nerede olduğunu görmek istiyorum” diyen müşterilerimiz de var. Bazı müşterilerimiz de “Siz zaten bu işi biliyorsunuz. Sürekli araçları takip etme ya da bilgi almak istemiyorum. Bana sadece sorun olduğu zaman bilgi ver” diyor. Tüm müşterilerimiz için standartlarımız var. Aynı zamanda müşteri özelinde de esneklik gösterebiliyoruz.

Dijitalleşme dışında, sektörde eksik olarak gördüğünüz konular var mı?

Kapıkule sorunu, bizim için çok önemli. Mesela, toplamda 5 günde Almanya’ya mal teslim ederken bunun 2 gününü Kapıkule'de bekleyerek geçiriyoruz. Bu Türkiye'de çözülmesi gereken önemli bir sıkıntı ve bununla ilgili çalışmalar olduğunu da biliyorum. Dijitalleşmenin konuşulduğu bir ortamda bu gibi sıkıntıların giderileceği çalışmalar yapılabilir. Gümrüğün daha hızlı olması için her zaman geliştirilmesi gereken bir alan. Demiryollarının limanlarla bağlanabilmesi hem Türkiye'ye gelen hem Türkiye'den giden malların daha hızlı ve daha ucuz şekilde limanlara ulaştırılması veya limanlardan çekilmesi anlamında önemli bir konu. Her iş kolunda mutlaka yeni gelişim alanları bulmak zorundasınız ve her zaman bir eksiklik olacaktır. Bu konuda da hem sektör hem de kamunun pek çok projesinin olduğunu görüyoruz. Uzun bir dönemdir Türkiye ile Avrupa’nın tren yolu geçişi söz konusu değil. Acılacak 3.köprü ile birlikte bu yönde önemli bir adım atıldı. Bunu hızla adapte edebilirsek, Avrupa'dan çıkıp Çin’e kadar önemli fırsatlar yaratabiliriz.

Bütün bu sorunları göz önünde bulundurduğumuzda Lojistik sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

Lojistik sektöründeki en büyük problem, çok fazla rekabetin ve çok fazla firmanın olması. Burada şirket birleşmeleri ve birlikteliğinin daha fazla artması gerektiğine inanıyorum. Global oyuncuların sürekli Türkiye pazarına geliyor olmasıyla, ister istemez fiyatlardaa ciddi oranda bir baskı yaratıyor ve bu oyunu küçük ölçekte oynama şansınız artık kalmıyor. Yakın gelecekte de maliyetin bugünden daha yüksek olacağını öngörüyorsak, küçük firmaların birleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve her firmanın daha fazla dijitalleşme ihtiyacı içine girdiği bir döneme giriyoruz.

Borusan Lojistik olarak yakın zamanda yeni bir yatırımınız olacak mı?

Biz bu sene yatırımlarımıza erken başladık. 3 tane temel büyük yatırımımız var. Bir tanesi, limanımızın saha büyütme dolgu alanlarını Haziran ayı itibariyle tamamladık. Bizim için bu sene yeni olan ve yatırım yaptığımız alan ise, proje taşımacılığı. Proje taşımacılığında Türkiye'de ilk defa kullanılan yeni bir ekipman ve alt yapılarla birlikte yaklaşık 2.5 milyon dolarlık bir yatırımı hayata geçirdik. Geçen sene ilk olarak rüzgar enerjisi sektöründe gerçekleştirdiğimiz projelerin devamı olarak yine kendi ekipmanlarımızla bu projeleri bu yıl da hayata geçiriyor olacağız. Proje taşımacılığı, hızlı girdiğimiz ve sektörde de fark yaratacağına inandığımız bir alan. Mühendislik çözümlerimiz ve yeni ekipmanlarımızı birleştirerek, özellikle rüzgar enerjisi alanında farklılıkları müşterimize sunuyor olacağız.

Peki, depolama ile ilgili bir yatırım olacak mı?

Gelmiş olduğumuz nokta itibariyle Türkiye'de şu an 26 depomuz ve yaklaşık yarım milyon metrekare üzerinde kapalı alanımız mevcut. Her yıl müşterilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda yeni depo açıyoruz. Mevcut depolarımızın daha elektronik daha farklı yöntemlerle daha hızlı çalışması için neler yapabiliriz noktasında çalışmalar yapıyoruz. Depo, müşteri ihtiyaçları doğrultusunda oluşturduğumuz bir yapı; dolayısıyla müşterimizden gelecek talepler doğrultusunda yatırım yapıyoruz. Gelecek yıl için 2 tane büyük yatırımımız var. İstanbul'da 40 bin metrekare, İzmir'de ise 20 bin metrekare olmak üzere, toplamda 60 bin metrekarelik iki depo projesi üzerinde çalışıyoruz.